İçeriğe atla
AKSOY Gümrük & Lojistik
← Tüm yazılar

1 Kasım 2018

Akreditif (L/C) Nedir? Dış Ticarette Güvenli Ödeme

Uluslararası ticarette alıcı ve satıcı arasındaki güveni bankalar üzerinden sağlayan akreditifin (letter of credit) işleyişi ve avantajları.

Akreditif (L/C) Nedir? Dış Ticarette Güvenli Ödeme

Uluslararası ticaretin en eski sorunu aslında bir güven sorunudur: alıcı, malı görmeden ödeme yapmak istemez; satıcı ise parasını güvenceye almadan malı göndermek istemez. Taraflar çoğu zaman farklı ülkelerde, farklı hukuk düzenlerinde ve birbirini hiç tanımadan iş yapar. Akreditif — letter of credit ya da kısaca L/C — bu güven açığını kapatmak için geliştirilmiş bir ödeme ve güvence yöntemidir. Yaptığı şey özetle şudur: ödemeyi, tarafların birbirine duyduğu güvene değil, bir bankanın taahhüdüne bağlar.

Akreditif, temelde alıcının bankasının verdiği koşullu bir ödeme taahhüdüdür. Banka, “şu belgeler, şu süre içinde ve şu şartlara uygun biçimde bana sunulursa satıcıya ödemeyi ben yaparım” der. Böylece satıcının karşısındaki muhatap, tanımadığı bir alıcı olmaktan çıkıp kurumsal bir banka hâline gelir. Alıcı da ödemenin ancak sözleşmede kararlaştırılan belgeler eksiksiz ve uygun sunulduğunda yapılacağını bildiği için, parasının karşılıksız gitmeyeceğinden emin olur. Bu yönüyle akreditif, iki tarafı da aynı anda gözeten ender araçlardan biridir.

Akreditifin tarafları

Bir akreditif işleminde birkaç taraf rol alır ve süreci doğru okumak için bunların ne yaptığını bilmek gerekir.

Amir (başvuran), akreditifi açtıran taraftır; genellikle ithalatçı, yani alıcıdır. Bankasına başvurarak akreditifin açılmasını ister ve koşulları belirler.

Amir banka (açan banka), akreditifi düzenleyen ve asıl ödeme taahhüdünü üstlenen bankadır; alıcının bankasıdır. Akreditifin “sözünü veren” tarafı budur.

Lehtar, akreditiften yararlanan taraftır; genellikle ihracatçı, yani satıcıdır. Malı sevk edip istenen belgeleri uygun biçimde sunduğunda ödemeye hak kazanır.

İhbar (muhabir) banka, akreditifi lehtara bildiren, çoğunlukla satıcının ülkesindeki bankadır. Görevi, akreditifin gerçekliğini kontrol edip lehtara ulaştırmaktır; kendiliğinden bir ödeme taahhüdü üstlenmez.

Teyit bankası devreye girdiğinde işin niteliği değişir. Bu banka, amir bankanın taahhüdüne kendi bağımsız taahhüdünü ekler. Böylece satıcı, uzaktaki yabancı bir bankaya değil, kendi ülkesindeki teyit bankasına güvenerek çalışır; amir bankanın ödeyememesi ihtimaline karşı ikinci bir güvence oluşur. Bu, özellikle siyasi ya da ekonomik riski yüksek pazarlarda tercih edilir.

Bunların yanında, ödemeyi fiilen yapmakla görevlendirilen görevli banka ve bankalar arası geri ödemeyi düzenleyen rambursman bankası gibi taraflar da işleme katılabilir. Küçük bir işlemde bu rollerin birçoğu tek bir bankada birleşebilir; büyük ve riskli işlemlerde ise her biri ayrı bir kuruluş olabilir.

Süreç nasıl işler

Akreditifli bir işlem, sırayla ilerleyen belirli adımlardan oluşur. Önce alıcı ile satıcı bir satış sözleşmesi yapar ve ödemenin akreditifle gerçekleşeceğinde anlaşır. Ardından alıcı, bankasına başvurarak akreditifi açtırır; bu başvuruda malın tanımı, tutar, sevkiyat süresi, istenecek belgeler ve teslim şekli gibi bütün koşullar yer alır.

Amir banka akreditifi düzenler ve satıcının ülkesindeki muhabir bankaya iletir. Muhabir banka akreditifi lehtara ihbar eder; işlem teyitli ise kendi teyidini de ekler. Bu noktada satıcı, elindeki akreditif metnini dikkatle okumalıdır; çünkü bundan sonrası tamamen o metindeki koşulları harfiyen yerine getirmekle ilgilidir.

Satıcı malı sevk eder ve akreditifte istenen belgeleri hazırlar: ticari fatura, taşıma belgesi (konşimento, CMR veya hava yük senedi gibi), sigorta belgesi, menşe belgesi, çeki listesi ve akreditifin öngördüğü diğer vesaik. Bu belgeleri, akreditifte belirtilen ibraz süresi içinde bankaya sunar. Banka belgeleri inceler; belgeler akreditif şartlarına uygunsa ödeme yapılır, kabul verilir ya da belge iştira edilir. Ödemenin ardından belgeler amir bankaya, oradan da alıcıya ulaşır. Alıcı bu belgelerle malı teslim alır ve gümrük işlemlerini yürütür.

Dikkat edilmesi gereken nokta şudur: bu zincirin her halkası belgeye dayanır. Malın fiziksel yolculuğu ile belgelerin bankalar arasındaki yolculuğu paralel ilerler ve ödeme, malın kendisine değil, belgelerin uygunluğuna bağlıdır.

Diğer ödeme yöntemleriyle farkı

Akreditifi yerli yerine oturtmak için, dış ticaretteki diğer ödeme yöntemleriyle kıyaslamak yararlıdır. En basit uçta peşin ödeme vardır: alıcı parayı önden gönderir ve riskin tamamını üstlenir, çünkü malın gelip gelmeyeceğini garanti altına almış değildir. Karşı uçta mal mukabili (açık hesap) ödeme bulunur: mal önce gönderilir, ödeme sonra yapılır; bu kez risk bütünüyle satıcının üzerindedir. Vesaik mukabili ödemede belgeler banka aracılığıyla teslim edilir ama bankanın bir ödeme taahhüdü yoktur; banka yalnızca “belgeleri ödeme karşılığında teslim et” talimatını yürütür.

Akreditif bu yelpazede riski en dengeli dağıtan yöntemdir. Amir bankanın ödeme taahhüdü sayesinde ne alıcı ne de satıcı, diğerinin iyi niyetine mahkûm kalır. Bu güvencenin karşılığı, işlemin daha maliyetli ve daha biçimsel olmasıdır; bu yüzden akreditif özellikle yüksek tutarlı işlemlerde, yeni kurulan ticari ilişkilerde ya da karşı tarafın ülke riskinin belirsiz olduğu durumlarda tercih edilir.

”Belge işlemi” ilkesi ve UCP 600

Akreditifin en çok yanlış anlaşılan yönü budur: bankalar malı değil, belgeleri inceler. Banka, konteynerin içinde gerçekten sözleşmeye uygun mal olup olmadığını bilmez; onun görevi, sunulan belgelerin akreditif şartlarına ve birbirine uygun olup olmadığını denetlemektir. Bu nedenle akreditif hukukunda “bağımsızlık ilkesi” geçerlidir: akreditif, dayandığı satış sözleşmesinden ayrı ve bağımsız bir taahhüttür. Mal sözleşmeye aykırı çıksa bile belgeler akreditife uygunsa banka ödemek zorundadır; tersine, mal kusursuz olsa bile belgeler uygun değilse banka ödemeyi reddedebilir.

Bu incelemenin ölçütü, tarafların keyfî yorumu değildir. Akreditifler, Milletlerarası Ticaret Odası’nın (ICC) yayımladığı ve dünya genelinde kabul gören UCP 600 (Akreditiflere İlişkin Yeknesak Kurallar ve Uygulamalar) kurallarına tabidir. UCP 600, belgelerin nasıl inceleneceğini, uygunluğun ne anlama geldiğini ve tarafların yükümlülüklerini standart bir çerçeveye oturtur. Bir akreditif bu kurallara atıf yaptığında taraflar aynı dili konuşur; “uygun ibraz”ın ne olduğu ülkeden ülkeye değişmez.

Akreditifte istenen belgeler

Akreditifin kalbi, istediği belgelerdir; çünkü ödeme doğrudan bu belgelere bağlıdır. En sık istenenler bellidir. Ticari fatura, malın tanımını, miktarını ve tutarını gösterir ve akreditifle birebir uyumlu olmalıdır — özellikle mal tanımının akreditif metniyle örtüşmesi kritiktir. Taşıma belgesi, deniz taşımasında konşimento, karayolunda CMR, havayolunda hava yük senedi biçiminde düzenlenir; malın taşımaya teslim edildiğini kanıtlar ve konşimento örneğinde çoğu zaman malı temsil eden kıymetli bir belgedir. Sigorta belgesi, teslim şekli sigortayı satıcıya yüklüyorsa istenir. Menşe belgesi ya da duruma göre A.TR veya EUR.1 gibi dolaşım belgeleri, malın menşeini veya serbest dolaşım durumunu gösterir. Bunlara çeki listesi, kontrol/gözetim belgeleri ve akreditifin öngördüğü diğer vesaik eklenebilir.

Bu belgelerin ortak özelliği, ikili bir işlev taşımalarıdır: hem bankanın ödeme kararına hem de gümrük beyanına esas oluştururlar. Bu yüzden akreditif açılırken istenecek belgelerin, yalnızca bankanın değil, gümrüğün de beklentileri gözetilerek seçilmesi gerekir. Akreditif metninde yer almayan ama gümrükte zorunlu olan bir belgenin sonradan gündeme gelmesi, sürecin en can sıkıcı aksaklıklarından biridir.

Rezerv: sürecin en kritik eşiği

Akreditifte ödemenin gecikmesinin ya da reddedilmesinin başlıca nedeni, malla ilgili bir sorun değil, belgelerdeki bir rezervdir (uygunsuzluk). Rezerv, sunulan bir belgenin akreditif şartlarıyla ya da diğer belgelerle çelişmesi demektir. Bankalar belgeleri titizlikle karşılaştırır ve küçük görünen bir tutarsızlık bile rezerv sayılabilir.

Uygulamada en sık karşılaşılan rezerv nedenleri bellidir: belgelerin akreditifte tanınan ibraz süresinden sonra sunulması; faturadaki tutarın ya da mal tanımının akreditifle birebir örtüşmemesi; taşıma belgesindeki tarihlerin öngörülen sevkiyat süresini aşması; belgeler arasındaki bilgilerin (miktar, ağırlık, mal tanımı) birbirini tutmaması; imza, ciro ya da nüsha sayısı gibi biçimsel eksiklikler. Bunların hiçbiri malın kalitesiyle ilgili değildir; hepsi belge disipliniyle ilgilidir.

Rezerv çıktığında ödeme otomatik olarak durur. Bu durumda ya belge düzeltilip yeniden sunulur (süre elveriyorsa), ya rezervlere rağmen ödeme yapılması için amir aracılığıyla alıcının onayı istenir, ya da işlem başka bir ödeme yöntemine döner. Her hâlde bu, hem zaman hem de olası maliyet demektir. Bu yüzden akreditifli işlemlerde asıl özen, malı sevk etmekte değil, belgeleri akreditifle kusursuz uyumlu hazırlamaktadır.

Akreditif türleri

Akreditifler tek tip değildir; işin niteliğine ve tarafların risk tercihlerine göre farklı türleri kullanılır. Bugün uygulamada akreditifler kural olarak dönülemez (gayrikabili rücu) niteliktedir; yani lehtarın onayı olmadan tek taraflı iptal edilemez veya değiştirilemez. Teyitli akreditif, yukarıda anlatıldığı gibi ikinci bir bankanın güvencesini ekler; teyitsiz akreditifte ise yalnızca amir bankanın taahhüdü vardır.

Ödeme zamanına göre akreditifler görüldüğünde ödemeli (belgeler uygun bulununca hemen ödenen) ya da vadeli / kabul (belirli bir vadede ödenen) olabilir. Devredilebilir akreditif, lehtarın akreditiften doğan hakkını başka bir tedarikçiye (ikinci lehtara) devretmesine imkân tanır; bu, aracı konumundaki firmalar için kullanışlıdır. Rotatif (döner) akreditif, aynı taraflar arasında tekrarlayan sevkiyatlarda her seferinde yeni akreditif açma yükünü ortadan kaldırır. Karşılıklı (back-to-back) akreditif, eldeki bir akreditifi dayanak göstererek ikinci bir akreditif açtırmayı sağlar. Teminat akreditifi (standby L/C) ise klasik akreditiften farklı olarak esas itibarıyla bir güvence işlevi görür; ödeme aracı olmaktan çok, bir tarafın yükümlülüğünü yerine getirmemesi hâlinde devreye girer.

Doğru türün seçimi; işlemin büyüklüğüne, tarafların ilişkisine, ülke riskine ve nakit akışı ihtiyacına göre değişir ve çoğu zaman firmanın bankasıyla birlikte kurgulanır.

Sağladığı güvence ve bedeli

Akreditifin sunduğu asıl değer öngörülebilirliktir. Satıcı, akreditif koşullarını yerine getirdiğinde ödemenin bir banka taahhüdüyle güvence altında olduğunu bilir; alıcı ise parasının ancak istediği belgeler uygun biçimde sunulduğunda çıkacağını bilir. İki taraf da işleme, karşısındakinin niyetine değil, tanımlı bir kurallar bütününe güvenerek girer.

Buna karşılık bu güvence bedelsiz değildir. Akreditif; banka komisyonları, daha uzun bir işlem süresi ve sıkı bir belge disiplini gerektirir. Küçük tutarlı ya da uzun süredir güvene dayalı yürüyen ilişkilerde bu yük gereksiz olabilir; buna karşılık yeni bir pazara girişte, tanınmayan bir karşı tarafla ya da yüksek tutarlı işlemlerde aynı maliyet, taşınan riskin yanında küçük kalır. Yöntem seçimi, sonuçta işlemin taşıdığı riske göre yapılır.

Gümrük ve akreditif: belgelerin iki kez sınandığı yer

Akreditifin gümrük süreçleriyle kesiştiği nokta, ithalatçı ve ihracatçı açısından özellikle önemlidir. Akreditifte istenen belgelerin büyük bölümü — ticari fatura, taşıma belgesi, menşe veya dolaşım belgesi, sigorta belgesi — aynı zamanda gümrük beyanının da dayanağıdır. Bu, aynı belge setinin iki ayrı denetimden geçmesi anlamına gelir: önce bankada, akreditif şartlarına uygunluk açısından; sonra gümrükte, mevzuata uygunluk açısından.

Bu iki denetimin birbiriyle uyumlu olması gerekir. Örneğin faturadaki mal tanımı, tarife sınıflandırmasıyla (GTİP) ve taşıma belgesindeki tanımla tutarlı olmalı; menşe veya dolaşım belgesi hem akreditifin öngördüğü hem de tercihli tarife için gümrüğün aradığı biçimde düzenlenmelidir. Bir belgedeki tutarsızlık yalnızca bankada rezerve değil, gümrükte de soruna yol açabilir. Bu nedenle akreditifli işlemlerde belge kurgusu baştan, hem bankanın hem gümrüğün beklentileri birlikte gözetilerek yapıldığında, sürecin her iki ayağı da sorunsuz ilerler.

Bu konuda destek mi arıyorsunuz?