27 Haziran 2018
KKDF ve Vadeli İthalat
KKDF nedir; vadeli (kredili) ithalatta neden gündeme gelir ve ödeme şekli maliyeti nasıl etkiler?
İthalatta ödeme şeklini belirlerken çoğu firma önce nakit akışını düşünür: bedel ne zaman ödenecek, satıcı hangi vadeyi kabul ediyor, işletmenin likiditesi neye elverir. Oysa aynı seçim, çoğu zaman gözden kaçan bir maliyet kalemini de birlikte belirler. Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu — kısaca KKDF — bazı ithalat işlemlerinde, ödemenin peşin yapılmadığı hâllerde doğan bir fon kesintisidir. Doğrudan ödeme şekline bağlı olduğu için, ödemeyi peşin mi yoksa vadeli mi yapacağınız kararını salt finansal bir tercih olmaktan çıkarır; toplam ithalat maliyetini değiştiren bir kaleme dönüştürür.
Fonun ardındaki mantık yalındır: eşyanın bedeli peşin ödenmediğinde, ithalat bir tür dış finansmanla yapılıyor kabul edilir. Alıcı malı önce teslim alıp bedelini sonra ödediğinde, aradaki sürede satıcının ya da bir bankanın kredisini kullanmış olur; fon da tam bu finansman unsurunu hedefler. Bu yüzden KKDF’yi klasik bir gümrük vergisi gibi düşünmek yanıltıcıdır. O, eşyanın cinsinden ya da tarife pozisyonundan (GTİP) değil, ödemenin zamanlamasından doğar. Aynı eşya, aynı fiyatla, aynı ülkeden gelse bile peşin ödendiğinde fon doğmaz, vadeli ödendiğinde doğar. Ödeme şeklinin neden bir maliyet parametresi olduğu da buradan gelir.
Belirleyici ölçüt: transferin zamanlaması
Fonun doğup doğmayacağını belirleyen asıl unsur, mal bedelinin yurt dışına ne zaman transfer edildiğidir. Uygulamadaki ölçüt nettir: bedelin döviz transferi, eşyanın serbest dolaşıma girişi için düzenlenen gümrük beyannamesinin tescil tarihinden önce yapılmışsa ödeme peşin sayılır ve fon doğmaz. Transfer bu tarihten sonraya kalıyorsa ödeme vadeli (kredili) kabul edilir ve fon gündeme gelir. Yani belirleyici olan, sözleşmede yazan ödeme şeklinin adı değil, paranın fiilen ne zaman gönderildiğinin beyannamenin tesciliyle kurduğu ilişkidir.
Bu ölçüt basit görünse de işlemin doğru kurgulanması buna bağlıdır. Peşin ödemenin fon dışında kalabilmesi için transferin gerçekten tescilden önce yapıldığının belgelenmesi gerekir; banka transfer dekontu, bu noktada beyanın dayanağıdır. Belgelenemeyen bir “peşin” beyanı, sonradan yapılan bir kontrolde vadeli işlem sayılıp ek tahakkuka konu olabilir.
Ödeme şekilleri fon karşısında
Dış ticarette kullanılan başlıca ödeme şekilleri, bu ölçüt karşısında iki gruba ayrılır.
Fon doğurmayan tarafta peşin ödeme vardır; bedel mal gelmeden satıcıya transfer edilir. Görüldüğünde ödemeli (sight) akreditif ve vesaik mukabili ödeme — belgelerin banka aracılığıyla ödeme karşılığında teslim edildiği yöntem — de, transfer beyannamenin tescilinden önce tamamlandığı sürece kural olarak peşin niteliğindedir; çünkü bu yöntemlerde ödeme, malın tesliminden önce ya da onunla eş zamanlı gerçekleşir.
Fon doğuran tarafta ise bedelin mal geldikten sonra ödendiği yöntemler bulunur. Mal mukabili (açık hesap) ödeme, malın önce gönderilip bedelin sonra ödendiği yöntemdir ve tipik bir vadeli işlemdir. Kabul kredili akreditif ile vadeli (deferred) akreditif de ödemeyi ileri bir tarihe taşır; bu yöntemlerde satıcı bedelini belirli bir vade sonunda tahsil eder. Bedel beyannamenin tescilinden sonra ödendiği için bu üç yöntemde fon doğar.
Uygulamada en sık karışan nokta buradadır. Mal mukabili ödeme çoğu zaman otomatik olarak “KKDF’li işlem” gibi görülür; oysa firma bedeli beyannamenin tescilinden önce transfer edip bunu belgelerse işlem peşin sayılır ve fon doğmaz. Tersi de mümkündür: peşin gibi kurgulanmış ama transferi tescil sonrasına sarkan bir ödeme, adı ne olursa olsun vadeli işlem olarak değerlendirilir. Belirleyici olan yöntemin etiketi değil, ödemenin fiilî zamanlamasıdır.
Oran ve matrah
Fon kesintisinin oranı ödeme şekline göre değişir. 13/10/2011 tarihli ve 28083 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2011/2304 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca; kabul kredili, vadeli akreditif ve mal mukabili ödeme şekillerine göre yapılan ithalatta fon kesintisi oranı %6 olarak belirlenmiştir. Peşin ödeme şeklinde ise oran sıfırdır; yani bu yöntemde fon doğmaz.
Oranın uygulandığı taban, ithalatın finanse edilen kısmıdır. Bedelin tamamı vadeliyse fon, mal bedelinin bütünü üzerinden hesaplanır. Ödemenin bir bölümü tescilden önce transfer edilmiş, kalanı vadeye bırakılmışsa — yani kısmî peşin bir yapı varsa — fon yalnızca vadeye konu, sonradan ödenecek tutar üzerinden doğar. Bu ayrım, kısmî peşin ödemelerde fonun gereğinden yüksek hesaplanmasını önlemek açısından önemlidir; peşin ödenen kısmın transferinin ayrıca belgelenmesi gerekir.
Fon, ithalata ilişkin gümrük yükümlülüğünün doğduğu anda, diğer ithalat vergileriyle birlikte gümrük idaresince tahsil edilir. Bu yönüyle KKDF ayrı bir ödeme kanalı değil, beyan sürecinin bir parçasıdır; dolayısıyla ödeme şeklinin ve peşinliğe ilişkin belgelerin beyanname aşamasında hazır bulunması, fonun doğru hesaplanması kadar zamanında ve eksiksiz beyanı açısından da belirleyicidir.
Sık yapılan hatalar ve sınır durumlar
En sık yapılan hata, ödeme şeklinin adına bakıp fonun doğup doğmayacağına karar vermektir. Oysa belirleyici olan transferin zamanlamasıdır ve bu iki şey her zaman örtüşmez. Mal mukabili anlaşılan bir işlemde bedel tescilden önce ödenip belgelenmişse fon doğmaz; buna karşılık peşin planlanmış bir ödemede transfer herhangi bir nedenle tescilden sonraya kaymışsa fon doğar.
İkinci sık hata, peşinliği belgeyle destekleyememektir. Fon doğmadığı yönündeki beyan, banka transfer belgesiyle ayakta durur; bu belge sunulamıyorsa gümrük idaresi işlemi vadeli sayabilir ve fonu sonradan ek tahakkukla, gecikme zammıyla birlikte isteyebilir. KKDF’nin sonradan kontrole açık olması, peşinlik iddiasının yalnızca işlem anında değil, denetim anında da savunulabilir olmasını gerektirir.
Üçüncüsü, kısmî ödemelerin yanlış kurgulanmasıdır. Bedelin bir kısmı peşin, kalanı vadeli ödendiğinde peşin kısmın transferi ayrıca belgelenmezse, fon tutarın tamamı üzerinden hesaplanabilir. Bu yüzden karma ödemelerde her dilimin transfer tarihinin ve tutarının açıkça izlenebilir olması gerekir.
Bunların yanında, mevzuatla belirli işlemler için istisnalar öngörülebildiğini de eklemek gerekir; belirli teşvik ya da rejimler kapsamındaki ithalatlar fon dışında tutulabilir. Bu istisnaların kapsamı işlemin niteliğine ve yürürlükteki düzenlemeye göre değiştiğinden, her işlemde ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Maliyet açısından karar
Bütün bunlar, ödeme şekli seçimini bir nakit akışı sorusundan bir maliyet sorusuna taşır. Vadeli ödeme firmaya finansman rahatlığı sağlar; ancak bu rahatlığın karşılığında mal bedeli üzerinden bir fon yükü doğar. Peşin ödeme bu yükü ortadan kaldırır, buna karşılık işletmenin nakdini erken bağlar. İki seçenek arasındaki tercih çoğu zaman, vadenin sağladığı finansman avantajı ile fonun getirdiği ek maliyetin karşılaştırılmasına iner; kimi işlemde fon yükü vadenin sağladığı rahatlığın önüne geçer, kimi işlemde ise vade daha ekonomik kalır. Fon yükü yalnızca vadeli ödemede ve finanse edilen tutar üzerinden doğduğundan, aynı eşya için peşin ve vadeli seçenekler arasındaki maliyet farkı, vadeye bırakılan bedele uygulanan fon kesintisi kadardır.
Bu yazıda esas alınan %6’lık KKDF kesinti oranı 2011/2304 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’na dayanır; söz konusu oran ve fonun kapsamı Cumhurbaşkanı kararlarıyla değiştirilebildiğinden, her işlem öncesinde yürürlükteki güncel oranın teyidi esastır.
Bu konuda destek mi arıyorsunuz?